Giden gidiyor mu diye peşinden bak ama asla onunla gitme!
Bugün oturup eski fotoğrafları karıştırırken bir şeyleri kendi kendime de başarabildiğimin farkına vardım. Bir kimsenin hayatımdayken, beni mutlu hissettirdiğinde yüzümde oluşturduğu kocaman gülücükleri, kendi başımayken ben de yanaklarıma, elmacık kemiklerime, gamzelerime kondurabiliyorum. İki farklı tarihe baktım fotoğraflarda, biri onunlayken biri ondan ayrılışın hemen birkaç hafta sonrası. Yine fark ettim değiştirememiş gülüşlerimi gidişleri, gidişi. Hep bir şeylerin üstesinden bir şekilde gelmişim.
Esasında hayat bizim için hep bir göğüs geriş, üstesinden geliş, meydan okuyuş değil miydi? Düşmeden, düşsek dahi fazla yerde kalmadan sımsıkı adımlarla ayağa kalkmak değil miydi? Biz ne zaman pes ettik ki şimdi edelim.
Neyse gelelim sadede...
Şimdi bunu okuyorsun, belki yerde seni kaldıracak bir el bekliyor, belki de kalktın ve koşuyor, yürüyorsun. Yerdeysen hemen kalk, al sana tutunacak yürekli bir el, yürüyorsan ayakların hep seninle, koş, koşuyorsan hayat iniş çıkışlarla doludur, sen çıkmayı tercih et, temponu artır.
Yerdeysen eğer hayat yerde oturup kalmak için çok kısa, yerdesin ya koşanlar seni ezer. Kalk yerden, seni göremez ezerler. Yerde olmak için fazla gençsin. Önüne bak bir, yolu görüyor musun ne kadar uzun? Sen gitmezsen o yolu kim tamamlar ki? Arkaya da bak ama birkaç saniye! Arkaya baktığında kimi görüyorsan boşver, sen yola devam et. Yola geri geri gidilmez yahu! Arkadaki senin yoluna devam edemeyecek kadar kendine güvensiz, güçsüz, sana karşı saygısız ve sevgisiz. BOŞVER ONU!

Yorumlar
Yorum Gönder